Kahramanmaraş’taki Afşin-Elbistan A Termik Santralı’na yapılması planlanan iki yeni ek ünite için verilen Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu raporuna karşı yapılan ek bilirkişi raporu da ÇED raporunun uygunsuzluğuna işaret etti.
Ek raporda da ÇED olumlu kararının çevre mühendisliği, orman mühendisliği, ziraat mühendisliği, maden mühendisliği, jeoloji ve hidrojeoloji mühendisliği ile sosyoloji yönünden uygun olmadığı vurgusu yinelendi.
Afşin Elbistan Hayatı ve Doğayı Koruma Platformu’ndan Mehmet Dalkanat, bilirkişi ek raporundan memnun olduklarını, ek ünitelerin fayda sağlamayacağının bir kez daha ifade edildiğini belirterek ÇED olumlu raporunun ve ek ünite planlarının iptali için zaman kaybedilmemesi gerektiğini söyledi.
Elbistan Belediye Başkanı Erkan Gürbüz, termik santralın bölgelerinde yarattığı tehlikelerin özellikle içinde oldukları kış aylarında gözle görülür olduğunu belirtti. Bilirkişi raporunda bir kez daha tekrar edilen hususların dikkate alınarak ÇED olumlu raporunun zaman kaybetmeksizin yürütmesinin durdurulup iptal edilmesini beklediklerini belirtti.
Greenpeace Türkiye İklim ve Enerji Kampanyaları Sorumlusu Emel Türker Alpay ise, “Bilirkişi ek raporunda da termik santralın kamu yararı olmadığını ısrarla vurguluyor. Bundan sonraki aşamada duruşma görülecek. Bu duruşma sonunda bilirkişi raporundaki tespitler doğrultusunda mahkemenin ÇED raporunun yürütmesinin durdurması kararı vermesini bekliyoruz. Termik santralın etkilerini ortadan kaldırmak için mahkeme süreçlerinin tamamlanmasını beklememiz gerekmiyor. Bilim insanlarının ve mahkemelerin yıllardır bu konuda verdiği kararlar belli. Artık kömürden çıkışın bir ulusal politika haline gelmesi gerekiyor. Bu bağlamda COP31’e ev sahipliği yapacak Türkiye’nin kömürden çıkış için net bir tarih vermesi ve bunun ilk adımının yeni ünite planlarının iptali olması gerekiyor” diye konuştu.
Türk Tabipleri Birliği ise yaptığı açıklamada, termik santralların hava, su ve toprağa saldığı kirliliğin ciddi halk sağlığı sorunlarına yol açtığının bilimsel olarak tartışmasız olduğunu aktardı: “Ancak Çelikler Afşin Elbistan (A) Termik Santralı V. ve VI. Ünite İlavesi’ne ilişkin hazırlanan ÇED Raporu, bölgedeki mevcut kirlilik yükünü ve sağlık etkilerini yeterince değerlendirmemektedir. Özellikle solunum yolu hastalıkları ve kanser vakalarındaki artışa dair veriler raporda yer almamaktadır. Dosyaya sunulan bilirkişi raporları da projenin halk sağlığı açısından sakıncalı olduğunu ortaya koymuştur. Türk Tabipleri Birliği olarak halk sağlığını tehdit eden bu projenin iptali için hukuki sürecin takipçisi olacağız” açıklaması yaptı.
Bilirkişi Ek Raporu Ne Diyor?
Afşin-Elbistan’daki termik santralların halk ve çevre sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine karşın ek ünite yapılmak istenmesine karşı mücadele hukuki zeminde de sürüyor. 27 Aralık 2024’te verilen ÇED olumlu kararının yürütmesinin durdurulması ve iptali için Afşin ve Elbistan sakinleri, Elbistan, Nurhak ve Ekinözü Belediyeleri, Türk Tabipleri Birliği (TTB), TEMA Vakfı ve Greenpeace Türkiye’nin de aralarında olduğu kurumlar Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na davalar açtı. Haziran 2025’te yapılan bilirkişi incelemesi sonucu Eylül 2025’te hazırlanan ilk bilirkişi raporu, ünite eklemenin kamu yararına olmadığını ortaya koymuştu.
Kahramanmaraş 4. İdare Mahkemesi, tarafların itirazları üzerine bilirkişi heyetinden ek rapor talep etti. 9 farklı uzmanlık alanından profesörlerden oluşan bilirkişi heyeti, 20 sayfalık ek raporunda ilk raporun tespitlerini pekiştirdi ve ÇED olumlu kararının 9 uzmanlık alanından 7’sinde uygun olmadığını yineledi.
Ek raporun ÇED raporuna dair ortaya koyduğu tablo şöyle:
- Havaya salınan kirlilik olduğundan az gösterilmiş. Kışlaköy kömür ocağının üretim kapasitesi yılda 19,5 milyon tondan 30,5 milyon tona çıkarılacak ancak ÇED raporu bu devasa artışın yaratacağı toz emisyonunu hesaba bile katmamış. Bilirkişilere göre gerçek toz yükü, raporda yazanın neredeyse iki katı.
- Halkla santral arasındaki “güvenli mesafe” belirsiz. İl Sağlık Müdürlüğü 500 metre sağlık koruma bandı önerirken, ÇED raporu bunu 25-30 metreye indirmiş ancak bu kararın nasıl verildiği, hangi kriterlere dayandığı ve imar planına hangisinin işleneceği raporda anlaşılabilir şekilde yer almıyor.
- Toprak ölçülmeden “ölçüldü” denilmiş. ÇED raporu bitkisel toprak derinliğini 70 cm olarak belirlemiş ancak bunu yaparken herhangi bir saha çalışması, burgu ölçümü ya da bilimsel yöntem kullanılmamış. Bilirkişiler, gerçek derinlik bilinmeden yapılacak toprak sıyırmasının tarım arazilerine telafisi güç zararlar vereceğini tespit etmiş.
- Binanın altındaki zemin bile incelenmemiş. Yeni ünitelerin inşa edileceği alan için projeye özel hiçbir zemin etüdü yapılmamış. Bunun yerine 3,4 km uzaktaki ve 25 yıl önceki veriler kullanılmış. Bilirkişi heyeti, deprem bölgesinde böyle bir yaklaşımın “oldukça riskli” olduğunu açıkça ifade etmiş.
- Doğanın kendini onarma kapasitesi tükenmiş. 40 yıldır çalışan santralın etrafında dağlardaki bitki örtüsü yok olmuş, yeraltı suyu 60 metreye çekilmiş, tarım toprakları asitleşmiş. Bilirkişiler, ÇED raporunda taahhüt edilen rehabilitasyon çalışmalarının bu derece bozulmuş bir doğal yapıyı geri kazandırmaya yetmeyeceğini hatta geri kazanımın “olanaksız” olabileceğini belirtmiş.
- Yeraltı suyuna kalıcı zarar değerlendirilmemiş. Linyit madenciliği için zorunlu olan susuzlaştırma yani yeraltı suyunun çekilmesi işleminin bölgedeki akiferlere, kaynaklara ve kuyulara yapacağı etkiler ÇED raporunda hiç ele alınmamış. Bilirkişilere göre bu etkiler kalıcı nitelikte ve faaliyet başlamadan önce değerlendirilmesi şart.
Kaynak: www.iklimhaber.org