İstanbul V Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 09.02.2026 tarihinde, Kadıköy Rıhtım Mevkii’nde yer alan dolgu alanının mülkiyet rejimini ve mekânsal niteliğini geri dönülmez biçimde değiştirmeyi amaçlayan, şehircilik ilkeleri, kıyı mevzuatı ve koruma hukukuna açıkça aykırı almış olduğu karar TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi tarafından yargıya taşınmıştır.
Basına ve Kamuoyuna,
Kamuoyunca da bilindiği üzere; İstanbul ili, Kadıköy ilçesi, Rıhtım Mevkii’nde bulunan ve İSKİ tarafından biyolojik arıtma tesisi amacıyla inşa edilen dolgu alanı, Kadıköy halkının rekreasyon ve yeşil alan kullanımına ayrılmalı ve hiçbir yapılaşmaya konu edilmemelidir. Ancak bu alan; kıyı ve dolgu alanları hakkındaki yargı kararları ile içtihatlar, teknik ve bilimsel görüşler, mevzuat, kamusal yarar ve bölge halkının itirazları göz ardı edilerek dini külliye ve yer altı otoparkı fonksiyonuyla devasa bir yapılaşmaya açılmıştır.
Kadıköy Rıhtımı; deniz ulaşımı, metro, otobüs ve yaya hareketliliğinin kesiştiği İstanbul’un en önemli aktarma merkezlerinden biridir. Böylesine yoğun bir alana yaklaşık yirmi bin kişi kapasiteli devasa bir yapı ve büyük ölçekli yer altı otoparkı eklenmesi; trafik, erişilebilirlik ve kamusal kullanım açısından telafisi güç sorunlar yaratacaktır. Ayrıca büyük ekolojik sorunlarla boğuşan “Marmara Denizi Özel Çevre Koruma Bölgesi” sınırlarındaki bu alan için hiçbir çevresel veya ekolojik araştırma ve değerlendirme yapılmamıştır.
Yargı süreci halen devam eden bu alana ilişkin alınan kullanım kararının en önemli sakıncalarından biri de kentsel sit alanları ve tarihi çevre üzerindeki olumsuz etkileridir. Önerilen yapının yüksekliği ve kütlesi; Haydarpaşa Garı, Haldun Taner Sahnesi (Eski Kadıköy Hal Binası) ve çevredeki tescilli yapılarla uyuşmamakta; Tarihi Yarımada’ya bakış noktaları açısından hiçbir ölçü ve silüet ilişkisi kurmamaktadır. Büyük bir bölümü tarihi kentsel sit alanı niteliği taşıyan Kadıköy’ün kıyı silüetini ve İstanbul’un tarihsel deniz görünümünü bozacak bu yaklaşım, koruma ilkeleriyle de bağdaşmamaktadır.
Bütün bu gerçeklere rağmen, 2015 yılından bu yana her türlü teknik, bilimsel görüş ile toplumsal ve kamusal yarar gözetilmeden sürdürülen bu süreçte; İstanbul V Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun aldığı kararlar hem kendi içinde hem de kurulların varlık amacıyla çelişmektedir.
Koruma hukuku kapsamında değerlendirilmesi gerektiği son derece açık olan bu alana yönelik tutarsızlıklar dikkat çekicidir.
Dolgu alanının da içinde bulunduğu bölge, İstanbul V Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 19.07.2006 tarihli ve 188 sayılı kararıyla kentsel sit alanı ilan edilmişken, 21.01.2011 tarihli ve 3200 sayılı kararla “Koruma Etkileme Geçiş Sahası” statüsüne indirgenmiştir. 2015 yılında yapılan plan yargıya taşındığında ve bilirkişiler tarafından kurul kararları mesnet gösterildiğinde ise; söz konusu alan aynı kurulun 28.01.2016 tarihli ve 3356 sayılı kararıyla Koruma Etkileme Geçiş Sahası olmaktan da çıkarılmış, ardından 09.11.2017 tarihli ve 4963 sayılı kararla devasa dini tesis ve yer altı otoparkı projesine onay verilmiştir.
Bu karar ve projeye karşı 2017 yılında açmış olduğumuz dava halen devam etmektedir.
Anılan dava kapsamında, ilk derece mahkemesi olan İstanbul 3. İdare Mahkemesi tam üç kez söz konusu kurul kararının iptaline hükmetmiş, ancak her üçünde de İstanbul Bölge İdare Mahkemesi farklı gerekçelerle bu iptal kararlarını kaldırmıştır. İstanbul 3. İdare Mahkemesi’nin 2024/2386 Esas ve 2025/924 Karar sayılı kararının iptal gerekçesi oldukça dikkat çekicidir:
Kararda; “bölgenin zaten bir ulaşım aktarma merkezi olması nedeniyle öngörülen yeni projenin ciddi bir trafik baskısı yaratacağı, beş yüz metre yürüme mesafesinde ve projenin erişim sınırları içerisinde çok sayıda cami bulunduğu, öngörülen cami kubbe yüksekliğinin tarihi Haydarpaşa Garı’ndan dahi yüksek olduğu, Kıyı Kanunu’na açıkça aykırılık bulunduğu ve tescilli ağaçların yer aldığı aktif yeşil alanın altına yer altı otoparkı yapılmasının şehircilik ilkelerine aykırı olduğu” vurgulanmıştır. Buna rağmen ilgili iptal kararı, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’nce somut bir gerekçe sunulmaksızın kaldırılmıştır. Süreç halihazırda Danıştay aşamasındadır.
Ancak bu kararlarla da yetinilmemiş; İstanbul V Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, 09.02.2026 tarihinde yeni bir karar daha almıştır. Kadıköy Rıhtım Mevkii’nde yer alan dolgu alanının mülkiyet rejimini ve mekânsal niteliğini geri dönülmez biçimde değiştirmeyi amaçlayan bu karar; şehircilik ilkelerine, kıyı mevzuatına ve koruma hukukuna açıkça aykırıdır. Söz konusu kararda, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki tescil harici dolgu alanının, Maliye Hazinesi adına ihdasen tescil edilmesinde sakınca bulunmadığı ifade edilmektedir. Oysa kıyılar, Anayasa ve 3621 sayılı Kıyı Kanunu uyarınca herkesin eşit ve serbest kullanımına açık kamusal alanlardır. Dolgu alanlarının tescili ve yapılaşmaya açılması, ancak üstün kamu yararı ve gerçekleştirilmesi başka yerde mümkün olmayan zorunlu kamusal ihtiyaç hallerinde mümkündür. Bölgenin yerleşim yapısı, erişim olanakları ve çevredeki mevcut ibadet alanlarının kapasitesi dikkate alındığında, bu ölçekte yeni bir dini tesisin bahsi geçen zorunluluk koşullarını sağlamadığı açıktır. Önerilen müdahale, İstanbul’un en yoğun kamusal kıyı alanlarından birinde açık alan kullanımını daraltmakta ve kıyının herkes için ortak kullanım hakkını zedelemektedir.
Daha da önemlisi; hukuki süreci devam eden ve mahkemece görevlendirilen bilirkişi heyeti tarafından sakıncaları bilimsel verilerle ortaya konmuş bir projenin, bu kez mülkiyet ihdası yoluyla meşrulaştırılmaya çalışılması asla kabul edilemez.
Sonuç olarak; asli görevi kültür varlıklarını, tarihi çevreyi ve kamusal değerleri korumak olan Bölge Koruma Kurulu, bu kararıyla yetki sınırlarını aşmış; kıyıların kamusal niteliğini, şehircilik esaslarını ve çevresel koruma yükümlülüklerini yok saymıştır.
İstanbul V Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun, bahsi geçen 09.02.2026 tarihli hukuka aykırı kararı da Odamız tarafından yargıya taşınmıştır.
Başta merkezi ve yerel yönetimler ile, ilgili koruma kurulları olmak üzere bütün yetkili mercileri; asli kamusal görevlerini yerine getirmeye, evrensel planlama ve koruma ilkeleri ile bilim ve tekniğe uymaya, İstanbul ve Kadıköy halkının sesini duymaya çağırıyoruz.
Kadıköy Rıhtımı’ndaki kamusal kıyı alanını tehdit eden bu hukuka aykırı kararla birlikte konuyla ilgili tüm proje ve onaylar derhal geri çekilmeli; bilim, teknik ve toplum yararına aykırı bütün uygulamalar durdurulmalıdır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi