18 Nisan Cumartesi günü saat 13.00’te Vize Belediyesi Düğün Salonu’nda düzenlenen “Trakya’da Nükleer Santral İstemiyoruz” paneli, geniş katılımla gerçekleştirildi. Kapaklı’dan çevre il ve ilçelerden çok sayıda siyasetçi ve vatandaş programa katıldı.
Panelde söz alan katılımcılar, Trakya’da nükleer santral kurulmasına karşı mücadelelerini sürdüreceklerini belirtti. Programda, bölgenin doğal yapısının korunması gerektiği yönünde güçlü mesajlar verildi.
İstanul Nükleer Karşıtı Platform'da Vize'de gerçekleştirdiği bir basın açıklamasıyla tepkisini dile getirdi.
Basın açıklaması metni aşağıdadır.
NE AKKUYU’DA NE SİNOP’TA NE DE TRAKYA’DA NÜKLEER SANTRAL İSTEMİYORUZ!
Çernobil Nükleer Santral kazası 40 yıldır yolaçtığı sonuçlarla hayatımızın içinde önemli bir yer işgal ediyor. Karadeniz başta olmak üzere ülkemizin her yerinde yaygınlaşan hastalıklarda, yediğimizden içtiğimiz her şeye nüfus eden zehirde Çernobil’den yayılan radyasyonun da etkisi olduğu biliniyor. Şimdi bunlara ülkemizin kuzeyinde ve güneyinde yaşanan savaşların yarattığı nükleer tehditin gölgesinde, biri Sinop’a biri de Trakya’ya inşaa edilmek istenen nükleer santral projeleri ekleniyor.
50 yıldır faaliyet gösteren Nükleer Karşıtı Platform, ülkemizi ve tüm insanlığı bu nükleer kıyamet ısrarından çıkarabilmek için durmadan, usanmadan yürüttüğü mücadelesine devam ediyor.
Değerli Vize halkı, Kırklareli'liler, katılımcılar ve basın emekçileri,
Çernobil nükleer faciasının 40. yılında, Nuh'un gemisinden bu yana, bunca canlıyı bir araya getirebilen, belki tek ortak konu olan nükleer konusunda bir araya gelmiş bulunuyoruz. Bizler, mühendislik, mimarlık, şehir plancıları emekçileri ile birlikte pek çok dernek ve STK'nın yanyana durarak, nükleer santrallara karşı mücadele ettiği Nükleer Karşıtı Platform İstanbul bileşenleri adrına sizleri yürekten selamlıyorum.
Dünyadaki ve Türkiye'deki tüm enerji politikaları da sorgulanmak kaydıyla, sadece ve sadece "elektrik enerjisi elde etmek amacıyla" bugünlerde Akkuyu'da kurulmakta olan, yarın Trakya'da Sinop'ta kurulmak istenen nükleer santralleri, çok tehlikeli, pahalı, kirli ve riskli buluyor ve bunların insanlık-doğa düşmanı tesisler olduğunu vurgulamak istiyorum. Bugün sadece Türkiye'de değil, tüm dünyada, yaşanan enerji savaşları bahane edilerek, "nükleer güzellemesi" yapıllıyor. Oysa Ukrayna-Rusya savaşında Zaporijya'da, İran'da Natanz'da Israil'de Dimona'da olanlar ortadadır. 40 yıl önce Çernobil'de 26 Nisan 1986'da gerçekleşen, hem de bir güvenlik testi sırasında kontrolden çıkma sonucu oluşan kaza, bize, insanlık için, tüm canlılar ve doğa için konunun ne kadar vahim olduğunu göstermiştir. Ukrayna Tripyat şehri yakınlarında gerçekleşen bu kaza sonrası 4.000 km²lik bir bölge hala terk edilmiş durumdadır. Bu kaza anında ve sonrasında kaç canımızı yitirdiğimizi net olarak hiçbir zaman bilmiyoruz. Nükleer santral konusundaki bilgiler her zamanki gibi bugün de asla şeffaf ve izlenebilir durumda değildir ve biz istemezsek olmayacak da... Yaşamı savunan bizler, elektrik enerjisi elde etmek için bu ölmcül riskleri göze almayı akıldışı, ahlak dışı buluyoruz. Kaynak olarak nükleer reaksiyonun ve uranyum çubuklarının kullanıldığı her türlü enerji elde edimi, astarı yüzünden pahalı uygulamalardır, bütün insanlığa karşı yapılmış bir saldırıdır. Çünkü bu santrallar kuruluşundan sökümüne kadar binlerce yıl etkisi geçmeyen atık üretmekte ve bu atıkların nasıl bertaraf edileceği hala bilinmemektedir.
Bu amaçla Mersin Akkuyu'da yapılmakta olan nükleer tesis başta olmak üzere, ne Trakya'da ne Sinop'ta, ülkemizin hiçbir bölgesinde nükleer tesis istemediğimizi kararlılıkla dile getiriyor ve bu mücadelede her zaman birlikte olacağımızı bir kere daha vurgulamak istiyoruz.
Bu panele katılım ve destek verebilmek için, bugün Çernobil faciasının 40. yılı nedeniyle İstanbul'da yapmayı planladığımız basın açıklamamızı burada sizlerle birlikte yapmayı tercih ettik.
Arkadaşlar, tüm iktidarları, tüm egemenleri bu belalı, kirli ve insanlık düşmanı uygulamadan vazgeçmeye davet ediyoruz.
Trakya Platformuna ve Trakya Kent Konseyi Birliğine bu panel için çok teşekkür ediyor, "Nükleer savaşta da, barışta da ölüm getirir!" diyerek sözlerime son vermek istiyorum.
NÜKLEERE HAYIR YAŞAMA EVET!