BÜYÜK MENDERES DELTASI İÇİN DANIŞTAYDAN SEVİNDİRİCİ HABER

TMMOB tarafından Aydın ili, Didim ve Söke ilçeleri sınırları içerisinde bulunan Büyük Menderes Deltasının Sit statüsünün düşürülmesine ilişkin karara karşı açılan davada Danıştay, yürütmenin durdurulması kararı verdi.

BÜYÜK MENDERES DELTASI İÇİN DANIŞTAYDAN SEVİNDİRİCİ HABER

Aydın ili, Didim ve Söke ilçeleri sınırları içerisinde bulunan "Büyük Menderes Deltası Doğal Sit Alanı"nın 1. derece doğal sit statüsünde iken, koruma statüsünün 03/08/2023 tarih ve 32268 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 02/08/2023 tarih ve 7463 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile kesin korunacak hassas alan statüsü dışında bırakılması üzerine Cumhurbaşkanı Kararının yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle TMMOB tarafından dava açılmıştı.

TMMOB tarafından dava dilekçesinde; “Büyük Menderes Deltası Doğal Sit Alanı'nın, ülkemiz için en önemli milli parklardan olan Dilek Yarımadası Milli Parkı'nı çevreleyen ve ender bulunan alanlardan olduğu, söz konusu alanın uluslararası öneme haiz sulak alanlardan olduğu, Milli Park'ın flora ve fauna yönünden çok zengin olup, alanda yer alan 804 bitki türü içerisinden 33 tanesinin endemik nitelikte olduğu, 6 tanesinin ise sadece Milli Park sınırlarında yaşadığı ve Avrupa Konseyi tarafından "Flora Biyogenetik Rezerv Alanı" olarak ilan edildiği; Milli Park'ın 29 tür memeli, 42 çeşit sürüngen ve çok sayıda deniz canlısına ev sahipliği yaptığı; dünyada nadir görülen Akdeniz fokunun bölge kıyılarında yaşadığı; alanın delta bölümünün, lagünler ve tuzcul karakterdeki bataklıklar ve düzlükleri kapsayan delta özelliğinde bir kıyı sulak alanı olduğu, deltada yaşamakta olan 2019 yılında mevzuatta yapılan değişiklik neticesinde 1., 2., 3. derece doğal sit alanı statüleri yerine, "kesin korunacak hassas alan", "nitelikli doğal koruma alanı", "sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı" olarak üç yeni statünün tanımlandığı; bu kapsamda alanın statüsünün yeniden değerlendirilmesinin Bakanlık tarafından hizmet alımı ile belirlenen kurum ve kuruluşlara yaptırıldığı, bilimsel araştırma ekibinde ilgili uzmanların bulunmasının zorunlu olduğu, su kaynaklarının yönetiminin uluslararası boyut kazandığı günümüzde, dava konusu alanda statü değişikliğinin ekolojik olarak yıkım etkisi yaratacağı” ifadelerine yer verilmişti.

Danıştay 4. Dairesi tarafından; “Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan bilirkişi raporunun birlikte incelenip değerlendirilmesi sonucunda; Denizli-Aydın illeri arasında yer alan Menderes Havzasının farklı ekolojik alanlarından dolayı dünya çapında nadir bir ekosistem niteliğinde olan ve bu havzanın denize kavuştuğu yerde oluşan deltanın, uluslararası ve ulusal ölçekte dar yayılışlı türleri, küresel ve ulusal ölçekte kritik (CR), tehlikede (EN) ve duyarlı (VU) tehlike kategorilerindeki bitki ve hayvan türlerini bulunduran, denizel ortama besin ve tatlı su girişi sağlaması ve bütünlüklü bir sulak alan peyzajı sunması nedeniyle dikkat çekici mahiyette olduğu anlaşılmakta olup; belirtilen alanın tamamının (yaklaşık 110 km2) dava konusu işlemin tesis edilmesinden önceki süreçte, İzmir II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 14/12/1994 tarih ve 4448 sayılı kararı, Aydın Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 29/01/2009 tarih ve 1940 sayılı kararı ve Aydın Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 23/03/2009 tarih ve 1940 sayılı kararı uyarınca, geçmişte en üst düzey koruma düzeni olan 1. derece doğal sit alanı statüsünde iken, 2016 yılında yapılan ETBAR çalışmasına dayanılarak tesis edilen ve fakat ETBAR'da kesin korunacak hassas alan olarak önerilen 7.400,55 hektarlık alanın tatmin edici bilimsel bir kriter ortaya konulmaksızın daraltılarak 7.210 hektarlık alanın "kesin korunacak hassas alan" olarak tescil ve ilan edildiği; öte yandan, alanın kuzey ve doğu sınırlarının yaklaşık 27 km2'lik genişliğinde bir kesiminin ise "nitelikli doğal koruma alanı" statüsüne dönüştürüldüğü anlaşılmakta olup, farklı EUNIS habitat tiplerini içeren, yüzey altı akışı, süzülme gibi hidrojeolojik dengenin korunması açısından önem taşıyan bu kesimde yapılacak faaliyetlerin sulak alanı olumsuz etkileyeceği, doğal ekosistemlere ve barındırdıkları türlere zarar vereceği, peyzaj bütünlüğünü zedeleyeceği bilirkişi raporu ile tespit edilen alanın, önceki haline ve ETBAR'da getirilen öneriye kıyasla daha dar bir alanda "kesin korunacak hassas alan" olarak belirlenmesi, teknik ve bilimsel açıdan uygun olmadığından; 03/08/2023 tarih ve 32268 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan dava konusu 02/08/2023 tarih ve 7463 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nda hukuka uygunluk bulunmadığı ve anılan Karar'ın uygulanması halinde uygulanması hâlinde giderilmesi güç veya imkânsız zararların doğmasına yol açacağı sonucuna ulaşılmıştır.” değerlendirmesinde bulunularak dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının yürütmesinin durdurulmasına karar verildi.

Kaynak:www.tmmob.org.tr