Mehmet TAŞ

Mehmet TAŞ

mtas25@gmail.com

COP27; KARBON YAYICILARI YİNE KAZANDI

COP27 iklim toplantısı, uzun ve anlamsız tartışmalar sonucunda hiçbir şey başaramadan sona erdi. Bir iklim toplantısı daha fark yaratmadan geldi ve geçti. Yine, Fosil yakıt endüstrisi genişlemeye devam edecek. Sera gazı emisyonları artacak. İklim krizi daha da kötüleşecek, ekolojik dengeleri tahrip eden kapitalist ekonomik büyüme engelsiz yoluna devam edecek.

COP27'de alınan bazı kararları kısaca özetlersek toplantının neden bu kadar negatif sonuçlara yol açtığı daha iyi anlaşılır sanıyorum.

İklim felaketinin yarattığı kayıp ve hasarların karşılanması

COP27’de, iklim krizinin neden olduğu kayıp ve zararları karşılanması amacıyla ülkeler için bir fon oluşturma noktasında anlaşmaya varıldı. Bu önemliydi. Ancak ayrıntılar o kadar belirsiz ki, paranın nereden ve ne zaman geleceği söylenmiyor.

COP27'ye katılan hükümet temsilcileri, “iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine maruz kalan gelişmekte olan ülkelere kayıp ve hasara yanıt vermede yardımcı olmak için yeni finansman düzenlemeleri oluşturma”1 kararı göz boyamaktan öteye gitmeyeceğini sosyal çevre hareketleri açıkladılar.

Karar metninde "Finansman düzenlemelerini işlevsel hale getirmek amacıyla" bir "Geçiş Komitesi" kuracakları yazılıyor. Ve devamla, “uluslararası finans kuruluşlarını, Dünya Bankası Grubu ve Uluslararası Para Fonu'nun 2023 Bahar Toplantılarında, bu tür kuruluşların kayıp ve hasara yanıt veren yeni ve yenilikçi yaklaşımlar da dahil olmak üzere, finansman düzenlemelerine katkıda bulunma potansiyelini değerlendirmeye davet edecekler.” diye belirtiliyor. 

Finansman düzenlemelerine “yenilikçi yaklaşımlar”2 ile Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu'na güvenme fikri, felaket için bir reçetedir. Dünyanın başına bela olan bu iki kuruluşa yetki vermek fakir ülkelere katkı değil, yıkım getirir.

Dolayısıyla, kayıp ve hasarın Şarm El-Şeyh Uygulama Planına dahil edilmesinin zamanı çoktan geçmiştir. Bu nedenle, üzerinde anlaşmaya varılan metin, sosyal çevre hareketini yanıltmaktan başka bir anlamı yoktur.

Karbon kredisi sağlamanın belirsizliği

COP27, Paris Anlaşması'nın 6. Maddesi kapsamında karbon ticareti kuralları konusunda, bir kez daha anlaşmaya varamadı. Glasgow'da, COP26'da hükümetler, 6. Maddenin uygulanmasına ilişkin genel kurallar üzerinde anlaştılar ve ilk kredilerin 2023'ün sonuna kadar verilmesi gerektiği vurguladılar. 

Karbon ticaretinin emisyonları azaltmadığı ve fosil yakıtları yer altında bırakmaya yönelik acil ihtiyaçtan uzaklaştırdığı açıktır. Dolayısıyla 6.2 ve 6.4 işlemiyor.

Karbon kredisi üretmek için ne tür operasyonlara izin verilmesi gerektiği belirsizliğini koruyor. Ağaç dikmek, ormansızlaşmayı önlemek, iyileştirilmiş ocaklar, biyoyakıtlar, hidroelektrik barajları ve karbon yakalama makinalarından hangisi ne kadar kredi sağlayabilir? Karbondioksiti emen ağaç dikme gibi faaliyetlerin, karbondioksitin çıkarılmasını temsil eden kredilerin yaratılması için uygun olup olmayacağı belirsizliğini koruyor. Ayrıca operasyonların her birinin tam olarak kaç karbon kredisi üretebileceğini ölçmek için kullanılacak metodolojiler açıklanmıyor.

COP27’ye katılan hükümet temsilcileri, 6. Madde ile ilgili iki paragraf üzerinde anlaşmaya vardığında, yanlış yönde büyük bir adım atmayı başardı. Madde 6.2'ye eklenen gizlilik hükümleri utanç vericidir.

Fosil yakıt üretimine devam

Fosil yakıtlar nihayet 2021'de Glasgow'da düzenlenen COP26'da bir UNFCCC anlaşmasında yer aldı. Ancak metnin yaptığı tek şey, hükümetlere “. . . Verimsiz fosil yakıt sübvansiyonlarının aşamalı olarak kaldırılması gerektiği belirtilirken, hangi yıla kadar tamamlanacağı yazılmıyor. Ve daha kötüsü, sübvansiyonları durduracak bir mekanizma da yok. Ayrıca fosil yakıtların tamamının gereksiz ve zararlı denileceğine “verimsiz" kavramının kullanılması”3 büyük tekelleri korumayı hedeflediği açıktır.

Bir yıl geçmesine rağmen hiçbir şey değişmedi. Aynı metin “Şarm El-Şeyh Uygulama Planı”nda da aynen tekrarlanıyor.

COP27, "düşük emisyonlu ve yenilenebilir enerjide artış" olması gerektiği konusunda hemfikirdi. Bu, rüzgar ve güneş enerjisi, nükleer enerji, karbon tutma ve depolama özellikli kömür veya fosil gazı dahil olmak üzere hemen hemen her şey anlamına gelebilir. Başka bir deyişle, fosil yakıt endüstrisine bir hediye.……..”4

COP27'de 636 fosil yakıt lobicisi katıldı, COP26'ya kıyasla tam 100 kişi daha fazladır. Bunun anlamı, insan haklarını ayaklar altına alan, çevreci aktivistleri hapse atan diktatör Sisi, BM aracılığıyla fosil yakıt şirketlerine yeni pazarlar açmıştır.  

Ormanların korunmasında geri adım

Şarm El-Şeyh Uygulama Planı, "sera gazı yutakları ve rezervuarları olarak işlev gören; kara ve deniz ekosistem ve biyoçeşitliliği koruyan”5 ormanların önemine vurgu yapılıyor.

Ancak, alınan karalar Glasgow'da atılan ileri adımın çok gerisinde kaldı. Glasgow Orman Bildirgesi, "sürdürülebilir kalkınmayı sağlarken ve kapsayıcı bir kırsal dönüşümü teşvik ederken, orman kaybını ve arazi bozulmasını 2030 yılına kadar durdurmak ve tersine çevirmek için toplu olarak çalışma taahhüdünü içeriyordu.”6 COP27’de bu yönde bir inisiyatiften söz edilmiyor.

Ormanların korunması sorununda tek ve etkisiz girişimi Birleşik Krallık yaptı. Ülkelerin Glasgow Orman Deklarasyonu kapsamındaki taahhütlerini izlemesi beklenen bir "orman ve iklim liderleri ortaklığı" başlattı. ABD ve Gana ortaklığa eş başkanlık etmesi planlandı. Ancak Rusya, Brezilya, Çin, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Peru hükümetleri ortaklığın bir parçası olmadılar. Dünyadaki ormanların neredeyse yarısının “orman ve iklim liderleri ortaklığının” dışında kaldığı anlamına geliyor.

Şarm El-Şeyh'te düzenlenen COP27 İklim Zirvesi'nin sonuçları hakkında şunlar belirtilebilir: Mısır otoriter rejimi, COP'ta ilerleme kaydetmenin önünde büyük bir engel oluşturdu. Ülkeler arasındaki güven kırıldı, farklılıkları derinleşti ve gönüllülük esasına dayanan bir süreci tehlikeye attı. Bugün, hükümetlerin bilimsel göstergelere ve iklim adaletine yanıt vermekten ne kadar uzak olduklarını kanıtladılar.

Zirvelere katılan hükümetlerin bilimsel göstergelere ve iklim adaletine yanıt vermekten ne kadar uzak olduklarını kanıtladılar.  Bu sefer kimse, bu COP'un "hayal kırıklığı yaratsa da" yine de "ileriye doğru bir adım" olduğunu söylemeye cesaret edemedi. Aslında iki şey artık çok net: 1) Radikal anti-kapitalist önlemler olmadan ileriye doğru gerçek bir adım atılamıyor ve 2) önlemler COP'lardan değil, mücadelelerden ve enternasyonalist dayanışmadan gelecek.