Özge AK

Özge AK

fasilis81@gmail.com

Sanatsal (sızlık) Kriz

Sanat, en genel anlamıyla yaratıcılığın ve hayal gücünün ifadesi, bir duygunun, tasarımın, güzelliğin vb. dışavurumunda, anlatımında kullanılan yöntemlerin tümü olarak (tam karşılığı olmasa da)bir tanımla başlamak istiyorum sözlerime. Bu yönüyle insanlığın varoluşundan bu yana sürekli olarak değişim geçirmekte ve insanın ihtiyaçlarını dile getirmektedir. İnsan, sanatla birlikte gelişerek sanatı kendisini ifade etme aracı olarak kullanmaktadır. Arapça Sana’a fiilinden türemiş bir kelime olup ’’üretmek-yapmak’’ anlamlarını taşır. Eski çağlardan beri tüm medeniyetler de sanat bir insan işidir. Gambrich’in “Sanat diye bir şey yoktur aslında, yalnızca sanatçılar vardır’’ sözü önem kazanmaktadır bu sebeple. İnsan olmazsa sanat diye bir şey de olmaz. Bu yönüyle sanat yaşayan her yerdedir. Kimi zaman Auguste Rodin’in Düşünen Adam Heykelinde, Pablo Picasso’nun Guernica tablosunda, Beethoven’in 9. Senfonisi, Turgut Uyar’ın Göğe Bakma Durağında, “Fotoğraf sadece bir araç değil, algılama biçiminin bir parçasıdır” diyen yazar John Berger’in Ara Güler tarafından çekilen fotoğrafında kimi zamanda baletimiz Tan Sağ Türk’ün Requiem performansında içinde güzellik, estetik ve zevk olan birçok yerde. Bu yönüyle sanat disiplininin ortak adıdır Güzel Sanatlar. İnsan yaşantılarıyla doğrudan ilişkili sanat kavramı; 1) Tarım toplumlarının yaşayış biçimleri, toprak işleyişleri ve bu minvalde şekillenen yaşam 2)  18. yüzyılın ikinci yarısında İngiltere’de makineleşmenin başlaması ve buharlı gibi sanayi için gerekli güç kaynaklarının keşfedilmesi nedeniyle Sanayi Devrimi diye adlandırılan devrimin yeni buluş ve icatları.

Köyden kente taşınan insanların sosyo-ekonomik açıdan yaşam algıları üzerinde yarattığı derin açmazlar. 3) Tüm dünyayı kasıp kavuran Covid 19 pandemisi ve derinleşen küresel krizi de bu sıralamaya koyarak insanlık tarihi ve yaşantıları ile sanat ilişkisini üç başlıkta inceleyelim. “Doğa’daki sayısız güzellikler hayatın bilinmeyen derinliklerindeki estetik zenginliğin belgeleridir” M.Scheler’in dediği gibi. İnsanlık varoluşundan bu yana doğayla müthiş bir uyum içindedir. Doğanın bir sesi var, bizim de doğanın içinde bir ritmimiz aslında bu armoni doğalında yaşantımızla örtüşüyor. Tarım toplumlarında hep birlikte toprağı ekip biçerek birkaç kuşak aynı çatı altında üretirler ve karmaşık olmayan bir iş bölümü vardır. Tarlada birlikte çalışırken bir aile üyesinin tarlaya geç gelmesi çalışanları fazla etkilemez ve işlerini yapmalarını engellemez. Yaparak ve yaşayarak deneyimlediklerinden bir yere yetişme telaşıyla bütün işlerin aksaması gibi bir durum yoktur. Endüstri yani sanayi üretim araçları ve makinelerin kullanılması, ham maddeleri ürün haline getiren uygulamalar, beraberinde endüstriyelleşme, sanat yapıtının çoğaltılması ve metalaşması gibi durumları gündeme getirmiştir. Fordist üretim anlayışının krize girmesi, küreselleşme kavramının ortaya çıkması, ekonomik ve siyasi anlamda yaşanılan değişimler sonucunda oluşan güvensizlik ortamının ayak sesleriyle birlikte gelen post modernizm ve post modernizmin üretim anlayışına yansıyan post-fordist faaliyetlerin, sanat ve kültürel açıdan sebep olduğu değişiklikler ve sosyal hayat üzerindeki etkileri. Almanya ve ABD gibi ülkelerde başlayan dördüncü endüstriyel dalganın tüm küresel pazarı etkileme potansiyeli, Türkiye’de bu küresel pazardan payına düşeni almak istemektedir. Ancak ülkemiz Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (tüm dünyayı ve ülkemizi kasıp kavuran Covid 19 salgınının da etkisiyle) 2020 yılının ikinci çeyreğini yüzde 9,9 daralma ile tamamlamıştır ki Maslow’un İhtiyaç Hiyerarşisinde 1. sırada yer alan ve fizyolojik bir ihtiyaç olan yemek yeme, “ ruhun gıdası” sanatın gelişimine yeterli olanağı sağlamamaktadır bu sebeple. OKS, YKS, KPSS derken o sınavdan o sınava “yarış atı” gibi koşan gençler kafasını kaldırmadan çalışırken; haftada 1 saate indirgenmiş devlet okullarındaki “rahatlama dersleriyle” (sanat derslerine bakış açımız) gerçek yaşamla hiçbir bağ kuramadığından sanat derslerinden uzaklaşmalarına veya mesafeli ilişki kurmalarına sebep olmaktadır liseye geçiş ve üniversite sınavlarında çıkmayan dersler olarak pek tabi sanat derslerinin. Aslında yetenekleri dahilinde seçtikleri (görsel sanatlar ve müzik) dersleri bir çok okulda öğretmen yetersizliği sebebiyle  “zorunlu seçmeli” hal aldığından istemeye istemeye uygulamalı bir alan olan dersler boş zamanları değerlendirme aktivitesinden öteye gidememektedir. Toplumun hayat damarları olan resim (görsel sanatlar olarak adlandırılıyor okullarda) ve müzik gibi dersler, matematik dersi 100 olan bir öğrenci için "100’’ tam puanın altında bir not aldığında bu sanat derslerinden önce ailesinin ardından okul idaresinin biraz küçümseyici biraz da basite indirgeyen bir yaklaşımına sebep olan bir hal aldığından ülkemiz sanat öğretmenine “adeta boş dersleri dolduran öğretmen psikolojisini” yaşamaktan başka bir şans bırakmamaktadır. 40 kişi ve üstü sınıflarda gerek uygulama alanına dönük herhangi bir materyal, dokümanın olmaması; sınıfların fiziki şartlarının sanat derslerini yapmaya elverişli olmaması zaten örgün eğitimde sanat derslerine giren öğretmenleri yeterince düşündüren sorunların başında geliyordu. Bir de tüm dünyayı etkisi altına alan Covid 19 pandemisi sebebiyle uzaktan Eba ve Zoom gibi programlarla online sürdürmeye çalışılan sanat derslerinden biri olan müzik dersinde örneğin öğrenciyle enstrüman seslendirmek istense (blok flüt ve melodika entrümanlarıyla sınırlı) öğrencinin müzik aletini çalarken, yorumlarken gerek tutuşu, tekniği ve bazen hatta elini dahi öğrencinin net göremeden eğitime devam edildiğinden sanat dersleri interaktif, verimli bir sanat disiplini olmaktan uzaklaşıyor gitgide ne yazık ki Eba’da uygulama dersleri olan müzik ve resim gibi sanat dersleri için teorik bilgi ağırlıklı bir arşiv oluşturulmuştur. Sanat tarihi perspektifinde müzik ve resim dersleri ile sınırlı güzel sanatlar disiplinleri hayata dokunan bir yerden uygulamaya dönük eğitici, öğretici oyunlarla, yaparak ve yaşayarak, kendiliğinden öğrenmenin gerçekleştiği, hayal kurmayı dahi unutan öğrenciler için hayal güçleri ve yaratıcılıklarını da geliştirebilecekleri, mutlu olabilecekleri bir alan açmalıdır. Aksi avazı çıktığı kadar bağırarak şarkı söyleyen “sesim güzel müziğim 5 olsun” algısından öteye gidemiyor öğrenci gözünde maalesef. Öğretmenin haftada 16 saatlik dersi varsa örneğin 5 tam güne parçalı ve bölünmüş olarak konularak hazırlanan okul ders programlarında tüm gün derse girmelerinin ardından yeterli gelmiyormuş gibi birde akşam zoom programından canlı koydukları okul toplantılarıyla da non stop kaldıkları yerden “eğitim robotları” gibi adeta çalışmalarını sürdürmeleri beklenmektedir eğitim neferlerinin. Sanat bir adanmışlık işi değil, sevgi işidir ruhları ısıtan, iyileştiren, güzele doğruya iyiye götüren bir yol belki de hayatın ta kendisi… “Hayatımı sanata verdiğimi söylemeyi sevmiyorum. Onun yerine sanat bana hayatımı verdi demeyi tercih ediyorum” diyen Amerikalı ressam ve gravür sanatçısı Frank Stella’nın da dediği gibi.

Aslında şunu söyleyebilirim ki teknoloji alabildiğince hızla ilerliyor ve öğretmenlerin olağanüstü yetenekleri ve enerjileriyle de birleşince bu teknolojiler eğitimde devrim yaratma fırsatı sağlıyor; hayati öneme sahip bir şey var ki çocuklarımızın geleceği. Bu yüzden endüstriyel modeli, tarımsal bir modele çevirmeliyiz her öğrencinin kendisini içinde hissedebileceği özgür, yaratıcı, hayal gücüne dayalı, yaparak ve yaşayarak öğrenebilecekleri dünya… Geç kalmış sayılmayız. Hayal etmesi bile güzel.

KAYNAKÇA

Erdener, Yıldıray, ’’Çoksesli Müzik ile Endüstrileşme Arasındaki İlişkiler’’, sanatta yansımalar.com,16 Ocak 2018

Fisher, Ernst. ’’Sanatın Gerekliliği’’, Konuk Yayınevi, 1974, İstanbul

Yrd.Doç.Dr.Yılmaz Ensar, ’’Sanayi Toplumunda Sanatın İşlevselliği’’, Yaz-2010, Cil:9 Sayı:33(334-347)

Hançerlioğlu, Orhan,’’Toplumbilim Sözlüğü’’, Remzi Kitabevi, 1993, İstanbul

Yılmaz, Seda,’’Tasarım Sanat ve Endüstriyel Tasarım Bağlamında Postmodernizm’’ Yüksek Lisans Tezi, 2019, Balıkesir

t.r.m.wikipedia.org, ’’Sanat’’

Shiner, Larry, ’’Sanatın İcadı:Bir Kültür Tarihi, Ayrıntı Yayınları, 2001, s.186, İstanbul

Cake İngilizce İnternet Uygulaması, Ted Talks: ’’Sanat,teknoloji, toplum ve ekonominin buluştuğu koferanslarla İngilizce Öğrenin!