Cömert MİRZA

Cömert MİRZA

comermirza@yesilgunebakan.net

Almanya’da ki Danimarka

Almanya’da Azınlıklar serisinin sonuncu konukları Danimarkalılar. Wikingler  şanslı, çünki,  arkalarında bir dayıları var: Danimarka. Federal Almanya Cumhuriyeti’nde ki bu Halkın tarihine kısaca bir göz atmaya ne dersiniz?

Danimarkalıların, günümüzde Alman toprakları olarak adlandırılan Schleswig-Holstein Bölgesi’ne tunç devrinde yerleştikleri tahmin ediliyor. (Herhalde kutupların soğuğuna dayanamayıp, güneşin altında bir yer arayanların başlattığı bir göç olabilir…her neyse.) Gel git sonucunda yerleşmeler kalıcılaşıyor ve Danimarka Krallığı ayaklarını sağlam yere basınca da, bölgede bu ülkenin sınırlarına dahil oluyor.

MS 811. Yüzyılda,  bölgesel kralı olan Alman Kralı Büyük Karl buraları ele geçirince, Danimarka Kralı Hemming ile yaptığı anlaşma ile  iki ülke arasındaki sınır ilk defa Danimarkalıların alehine değişti. Bir kısım Danimarkalı yeni beyliğin tebaasına geçmek zorunda kaldı. Durum, ufak tefek değişikliklerle 400 yıl sürdü.

1200 yıllarında ortaya çıkan Schleswig Beyliği, yeni sınır düzenlemelerine girişti. Bu bölgenin kuzeyi Danimarka‘ya güneyi Holstein toprakları Alman Beyliği olarak kaldı.

1848 yılında Almanya’da başlayan köylü savaşları kuzeyde Alman Beylikleri ile Danimarka arasında da kısa süreli çatışmalara dönüştü ve 1864 senesinde Alman – Preusen Krallığ’nın zaferi sonucunda, Schleswig Bölgesi Danimarkalılardan alınarak tekrar Almanlaştırıldı. Nazım Hikmet’in Şeyh Bedrettin Destanı şiirinde yazdığı gibi, ‚Yenenler yenilenenlerin ak libaslı gömleklerinde sildiler kılıçlarının kanını.‘ Almanlar da kılıçlarını temizledikten sonra, başladılar Danimarkalılara verilen hakları budamaya. İşe, önemli görevlerdeki devlet memurlarını azletmekle başlayıp, kültürel ve dilsel etkinlik haklarının kaldırılması ile devam ettiler. Sadece din dersinin anadilde verilmesi kaldı. O zamanki nüfüsa göre, hiçte azımsanmayacak bir sayıda, 200 bine yakın Danimarkalı için durum tam bir şoktu.

1871’e gelindiğinde, Başbakan Otto von Bismarck’ın uzun çabaları sonucu 16  Eyaletten oluşan Almanya İmparatorluğu ortaya çıkmıştı. Tabi ki sırada azınlıkların hizaya getirilmesi vardı.

Tüm kendine benzetme çalışmalarına rağmen, Almanlar tarafından 1900 yılında, bölgede yapılan sayımda 140 000 kişinin kendini Danimarkalı olarak adlandırdığı kayıtlara geçti. Bu yıllar içerisinde, içinde bulundukları duruma dayanamayıp, atalarının ülkesine veya, ‚sonsuz olanaklar ülkesi Amerika’ya‘ göçen binlerce kişiyi de bu sayının dışında tutmak gerekir.

 Naziler, iktidarda oldukları 12 yıl süresince, Danimarkalılara, ‚sizler zaten bizim gibi Cermen soyundansınız‘ denilerek, ari ırk propagandası yapıldı. Gerek işgal altındaki Danimarka gerekse de Almanya’da ki Danimarkalılardan gönüllü 7 bin kişilik Nazi taburları oluşturulup, çeşitli cephelerde savaşa sürüldüler.

İkinci Dünya Savaşı sonrası, Danimarka Krallığı‘nın İngiliz işgal kuvvetlerinden  bir ricası olacaktı: Yeni kurulmuş olan Federal Almanya Cumhuriyeti’nin kulağını bükmek. ‚Rica‘ çabuk sonuç verdi. 1955 yılında  ‚Bonn-Kopenhagen Görüşmeleri‘ adı verilen anlaşma ile, Danimarka sınırında yaşayan ve savaş öncesi 130 binden geriye kalan 50 bin Danimarkalının tüm haklarını tanıyıp, fiiliyata da geçildi. Aslında, bu tanıma 1949 senesinde bir ön adımla atılmış, ancak uygulamalar sürüncemede bırakılmıştı.

Akabinde, bu Azınlığın dili Eyalet’de ikinci dil olarak kabul gördü. Hızla gazeteler ve radyo, TV yayınları başladı. Yuvalardan itibaren çocuklara anadillerinde eğitim verildi, kültürel faaliyetler hızlandı.Tabi ki tüm bunlar devlet kasasından karşılandı ve karşılanıyor. SSV adı ile bir parti kuruldu. Eyalet ve Federal Parlemento Seçimlerinde Danimarkalı azınlığı temsil etmekte. Sözkonusu parti, yıllardır Schleswig-Holstein Eyaletinde ki hükümet kurmalarda anahtar rol oynuyor. Bir milletvekili de Federal Parlemento’ya gönderilmekte. Ve bu hakların gerçekleşmesi için, 23.05.1955 senesinde, seçimlerde uygulanan yüzde 5 oy barajı Danimarkalılar için geçersiz kılındı.

Yazının girişinde de belirttiğim gibi, ‚varsa bir dayın, rast gider işin.‘ Darısı, haklarını arayan diğer azınlıkların başına.